Mit Müsteşarı Hakan Fidan, Kck şüphelisi sıfatı ile ifadeye çağrıldı.
Savcılığın bu talebi, özel yetkili mahkemelerin sistemdeki yerini tartışmaya açtı. Çünkü Mit’in özel yasası gereği, Mit mensuplarının ne şekilde yargılanacağına dair usuller bellidir.
Göze çarpan bir diğer husus ise; siyasi iradenin yönetimsel tasarruflarının, yargı denetimine tabi tutulmak istenmesidir.
Yargı’nın; siyasetin yönetimsel araçlarına ve iradesine denetim yapması, yeni bir 367 icadıdır.
Siyaset, yönetimsel meşruiyetini ve gücünü bizzat milletten alır. Milletten alınan yetki, yargıyla değil yine millet eliyle denetlenir.
Bu durum bir kez daha göstermiştir ki; Türkiye’de siyasetin sistemden gelen, hem de gelenekten gelen bir takım yapısal sorunları var. Bu sebeple, siyasetin yönetimsel çizgisinin ve sınırlarının daha net çizilmesi gerekmektedir.
Siyaset kurumunun zemini güçlendirilmeli, siyasete yönetimsel araçların kullanımında daha esaslı bir zemin oluşturulmalıdır. Bu anlamda Türkiye’nin yapısal anlamda ciddi reformlara ihtiyacı vardır.
Siyaset kurumunun terör konusunu çözmek için attığı adımlar, kendi dinamikleri ve oluşumu açısından zarurettir.
Yargı siyasi irade’nin bu tercihini asla denetleyemez. Yerindelik denetimi yapamaz. Siyaset kurumunun tasarrufları ve çalışma tarzı, yargının esastan denetimine tabi tutulamaz.
Yargı’nın çağrısına verilen yanıtta görünen odur ki; Siyaset kurumu, kendi tasarruflarını koruyacak yetkinliğe ve iradeye sahiptir. Çünkü siyaset, doğası gereği egemenliği üzerinde bir vesayet olmasına müsaade etmez.
Mit Müsteşarı Hakan Fidan’ın ifadeye çağrılması, Türkiye’ye mahsus başka bir gerçeği daha gün yüzüne çıkardı. Türkiye’de gerçek bir muhalefet sorunu var.
Özel yetkili mahkemenin, Mit Müsteşarını şüpheli sıfatı ile ifadeye çağırmasını ayakta alkışlarken, aynı mahkeme’nin darbecileri yargılamasını, Mussolini ve Hitler faşizmine, Silivri’yi de toplama kampına benzetmek, holigan hukuk özlemidir.
Aynı şekilde, İlker Başbuğ için verilen tepkilerin onda biri bile Hakan Fidan için verilmiyorsa, zihniyet anlamında ortada ciddi bir sıkıntı var demektir.
Hak arayışının dar bir çerçeveye sıkıştırılması, küçük bir azınlık için dillendirilmesi, hak aramanın doğasına aykırıdır.
Bugüne kadar muhalefetin bu yöndeki hiçbir girişiminin, toplumda bir karşılığı olmamasının nedeni budur. Benim gettoma dokunmayan yargı bin yaşasın mantığıdır. Bunun adı hukuku holiganlaştırmaktır.