Suriye’den korkunç haberler gelmeye devam ediyor. Dün gece yine büyük bir katliam yaşandı. Baasçı köpekler; özellikle tahrik etmek istemelerinden midir, yoksa İslam düşmanlıklarından mıdır bilinmez, kutsal günlerde katliam yapmaktan büyük bir zevk alıyorlar.
Geçen sene Ramazan ayının başladığı gün giriştikleri katliamlarına yeni bir alçaklık daha eklediler. Mevlit kandili için camilere giden halkı katlettiler. Dün gece ki katliamda gelen haberlere göre 260 kişi öldürüldü, 500 den fazla yaralı var.
Bu vahşiler; ne kutsal biliyorlar, ne camii biliyorlar, ne vicdan biliyorlar, ne de insanlık. Baas çetesinin bugüne kadar öldürdükleri insan sayısı on bine yaklaştı. Camilerin dolu olduğu saatleri sırtlanlar gibi gözetleyip katliam yapan bu çetenin artık ne şekilde olursa olsun durdurulması elzemdir. Gelen haberlere göre dün gece sadece bir cami’den en az 100 ceset çıkartıldı.
Bu katliamdan sonra; hala kafasını kuma gömen büyük ortadoğu projesi diye zırvalayanlara sesleniyorum. Suriye’de korkunç bir Müslüman katliamı yaşanıyor. Bu olanları isimlendirmek gerekirse; bunun adı Baas şerefsizliğidir.
Tüm bu katliamlar yaşanırken, üç tane devlet Suriye’ye arka çıkıyor. Bunlardan ilki İran’dır ki onların zihninde İslam milleti diye bir kavram yoktur. Şia nüfuzunu genişletmek için şeytanla bile iş tutmaktan kaçınmazlar. Öldürülen insanlar Sünni değil de şia olsaydı, İran aynı tavrını sürdürebilir miydi acaba?
Diğer iki devlette; ellerinden Müslüman kanı hiç silinmemiş olan Rusya ve Çin’dir. Rusya’nın; Çeçenistan da yaptığı katliamlar hala dün gibi hafızamızda. Çin’in doğu Türkistan da yaptığı soykırım girişimleri ve asimilasyon çabaları ise hala sürüyor.
Bu üç devlet, Suriye’deki sorunun böylesine kangren haline gelmesindeki en büyük aktörlerdir. Gerek ticari, gerek mezhepsel kaygılarla bu katliamların sürdürülmesine çanak tutan devletler Esat’ın işbirlikçileridir. Geleceğin özgür ve güçlü İslam dünyası bu ülkeleri asla unutmayacaktır. İttihadı İslam hafızası bu kahpeliği hafızasının bir kenarına not etmiştir.
Birilerinin dediği gibi; Batılıların Suriye’ye müdahale etmek gibi bir arzuları olsaydı, bugüne kadar yüz kere ederlerdi. Fakat Batılılar; İran için biriktirdikleri güçlerini, Suriye gibi bir ülke için harcamak istemiyorlar. Hele müdahale etmek rantabl değilse, petrol ve maden yoksa, batılılar bu işin yanından bile geçmezler.
Burada Türkiye’ye büyük bir vazife düşüyor. Türkiye, Arap ülkeleri ile inisiyatif alarak bu meseleyi çözmek zorundadır. Yoksa bu vahşiler bütün bir ülkeyi sindirinceye kadar öldürmeye devam edecekler.
Kim çözüm için iyi niyetle yapılan bütün girişimleri baltalıyorsa, kim bu kanın dökülmesini engelleyebilecekken kılını bile kıpırdatamıyorsa, kim çözüm için çabalayanları işbirlikçilikle suçluyorsa, bilsinler ki iblis Esat rejiminin ömrünü uzatmaktan başka hiçbir şeye hizmet etmiyorlar.
Esat ve çetesi yaptıkları katliamların hesabını vermelidir. Bu yapılanların mutlaka bir karşılığı olmalıdır. Bütün dünyaya artık Müslüman kanı dökmenin bu kadar ucuz olmadığı gösterilmelidir.
Kardeş Suriye halkına ve Özgür Suriye Ordusuna buradan binlerce selam ve muhabbetlerimi gönderiyorum. Sizlerle özgür Suriye’de kucaklaşacağımız günü özlemle, hasretle ve dualarla bekliyorum. Allah yardımcınız olsun.