Geri Dön
 
12.04.2006 10:27
Karakter Boyutu :
   

Mustafa Mutlu - Nuriş polemiği(!)

Vatan gazetesi yazarı Mustafa Mutlu F-Tipi cezaevlerindeki duruma el atmayı denedi ama öyle görünüyor ki bin pişman olmuş! Karagümrük çetesi reisi Nuri Ergin ile Mustafa Mutlu arasında ilginç bir polemik (!) başladı. Geçtiğimiz günlerde yayınladığı iki yazıyı ünlü mafya şefleri Nuri ve Vedat Ergin’e ayırmış ve Karagümrük Çetesi’nin bu şeflerinin hapishanede silahlı kalmakla övünen sözlerine dikkat çekmişti. Cezaevi müdüründen aldığı bilgiler temelinde yazdığı yazıya bir yanıt almış… Hem de Nuri Ergin’den! Nâm-ı diğer Nuriş’ten yani… Vatan’ın 19. sayfasındaki köşesinin üstüne kondurulmuş fotoğrafından değilse de, bugün mektubun bir kısmını da yayınladığı yazısından açıkça anlaşılıyor ki Mustafa Mutlu aldığı yanıttan bir parça “tedirgin” olmuş.
Vatan gazetesi yazarı Mustafa Mutlu F-Tipi cezaevlerindeki duruma el atmayı denedi ama öyle görünüyor ki bin pişman olmuş! Karagümrük çetesi reisi Nuri Ergin ile Mustafa Mutlu arasında ilginç bir polemik (!) başladı. Geçtiğimiz günlerde yayınladığı iki yazıyı ünlü mafya şefleri Nuri ve Vedat Ergin’e ayırmış ve Karagümrük Çetesi’nin bu şeflerinin hapishanede silahlı kalmakla övünen sözlerine dikkat çekmişti. Cezaevi müdüründen aldığı bilgiler temelinde yazdığı yazıya bir yanıt almış… Hem de Nuri Ergin’den! Nâm-ı diğer Nuriş’ten yani… Vatan’ın 19. sayfasındaki köşesinin üstüne kondurulmuş fotoğrafından değilse de, bugün mektubun bir kısmını da yayınladığı yazısından açıkça anlaşılıyor ki Mustafa Mutlu aldığı yanıttan bir parça “tedirgin” olmuş. “Hakaret içeren kısımlar”ını almadığı mektubunda Nuriş, Mustafa Mutlu’ya özetle “yalancı” diyor. Mustafa Mutlu’nun cezaevi yetkililerine dayandırdığı iddiasını Nuriş şöyle yalanlıyor: “Çıkıp cezaevi yetkilileriyle görüştüm; onlar da bana 'Biz böyle bir kelimeyi söylemedik' diye şerefleri üzerine yemin ettiler." Mustafa Mutlu’yu en çok dehşete düşüren şey belli ki kendisine ulaşan mektubun cezaevi yetkililerince basılmış “görüldü” damgasını taşıması. O mektupta Mustafa Mutlu’yu bu kadar “tedirgin” edecek (herhalde korkmuş olamaz, değil mi?) neler var, insan merak ediyor. Mustafa Mutlu yazısında “Ben gazeteciyim ve tek suçum da ‘cezaevinde silahın işi ne?’ sorusunu sormak” diyor. Ama Nuriş’in yerinde kim olsa, hasmı adına konuştuğundan şüphelenir. Gün gibi ortada. Fakat şunu sormadan edemiyor insan: Be Mustafa Mutlu kardeşim, memlekette uğraşacak konu mu kalmadı da memleketin en belalı iki mafya babasının belindeki silahla uğraşıyorsun? Adamlar zaten hapishanede. Kendilerini koruma kaygıları da büsbütün haksız değil. Silahın artık çoluk çocuğun beline girmesinden endişe etmiyorsun da, iki mafya babasının belinde olmasına niye takılıyorsun? Nuriş'ten yanıt var MUSTAFA MUTLU - VATAN Halen Edirne F Tipi Cezaevi'nde bulunan Karagümrük Çetesi lideri Nuri Ergin'den bir mektup aldım. Hani gazeteler, Uşak'ta çıktığı mahkemede, "Cezaevinde ceketimiz olmamıştır ama her zaman silahımız olmuştur" dediğini yazmıştı da, ben de bu sözlerin gerçek olup olamayacağını Cezaevleri Genel Müdürü'ne sormuştum... Nuri Ergin, Cezaevi Komisyonu'nun "Görüldü" damgasını taşıyan mektubunda bu sözlerine açıklık getiriyor. Yanıt hakkına duyduğum saygı gereği bu mektubun bir bölümünü yayınlıyorum. Hakaret içeren bölümleri ise saklı tutuyorum: "Ben Uşak Mahkemesi'nde şu sözleri söyledim: 'Bundan önce cezaevlerinde hiçbir mahkûmun can güvenliği yoktu. Bu sebepten dolayı da her mahkûm (F Tipi cezaevlerine geçilmeden evvel) kendi can güvenliğini almakla mükellefti. Biz de yıllardır hapishanelerdeyiz. Ceketimiz olmamıştır ancak her zaman Nuri ve Vedat Ergin olarak canımızı koruyacak birer tane silahımız olmuştur.' Siz benim bu sözüm üzerine 'Nuri Ergin hâlâ silahlı mı?' diye yazı yazdınız. Hesapta Edirne F Tipi'ni gezerken görüştüğünüz görevliler size, 'Gündemden düştü, bu sebepten böyle konuşuyor' demiş. Çıkıp cezaevi yetkilileriyle görüştüm; onlar da bana 'Biz böyle bir kelimeyi söylemedik' diye şerefleri üzerine yemin ettiler." *** Bırakın cezaevi yöneticilerini, aynı sözleri bana daha önce Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Sayın Kenan İpek de söylemiş, ben de o açıklamayı 18 Şubat'ta bu sütunlarda "Şov yapıyormuş" başlığıyla yayınlamıştım. Nuri Ergin mektubunda beni birkaç kez "hasımlarıyla işbirliği" yapmakla suçluyor. Ne onu tanırım ne de hasımlarını... O alemle hiçbir işim olmadı; bundan sonra da olmaz! Kısacası ben gazeteciyim ve tek suçum da "cezaevinde silahın işi ne?" sorusunu sormak! Bu ülkede bu soru bile bu kadar garip kaçıyorsa ve bir gazeteciyi "birilerinin adamı" olmakla suçlanır hale getiriyorsa; vay halimize!