Geri Dön
 
05.09.2006 00:00
Karakter Boyutu :
   

Teoman Duralı: "Lübnan bataklık olur"

"Çağdaş Küreselleştirilen İngiliz-Yahudi Medeniyeti" kitabının yazarı ünlü felsefe profesörü TEOMAN DURALI, Lübnan'a asker gönderilmesi kararını 8sutun'a değerlendirdi:





LÜBNAN TÜRKİYE İÇİN
BATAKLIK OLUR


Hükümet, Lübnan’a BM çerçevesinde asker gönderme kararı aldı. Hazırlanan tezkere yarın TBMM’de görüşülecek. Bu arada, Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın büyütülüp bir din savaşına çevrileceği, Türkiye’nin böyle bir savaşın içinde yer lamamsı gerektiğini söyleyenler var. CHP lideri Deniz Baykal lbu görüşte mesela. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz durumu? Lübnan, patlak verecek bir din savaşının mekanı mı? Din savaşının bir parçası olacak bu. Savaş zaten var, hüküm sürüyor, cereyan ediyor. Oraya Müslümanların önder ve öncüsü olarak, İsrail’e karşı savaşmak üzere gitsek, amenna. Ama bu olmayacağına göre, yapacağımız iş doğrudan doğruya İsrail’i korumaktır. Hizbullah’ı silahsızlandıracaklar, bu güce Suriye ve Lübnan’dan gelebilecek hücumlara karşı koruma görevi verecekler. Olacak olan bu. Bunun dışında “Yardım için gidiyoruz” demek inandırıcı değil. İnsani yardım için asker göndermene lüzum yok. Bunu zaten bizden yapanlar bol bol var. İşte, mesela İHH .Dünyanın dört bir bucağına gidiyor, bir yardım ordusu. İaşeyi sağlıyor, güçsüz muhtaç insanlara ulaşıyor. Bunu yapabilirsin. Bunun için silahlı kuvvete gerek yok. Tankla topla tüfekle un götürmeye, pirinç götürmeye, ekmek götürmeye ihtiyaç yok. Ha, “Bu götürdüğüm sivil kuruluşlar saldırıya uğrar, onları korumak için asker gönderiyorum” deniliyorsa, o da saçma. Böyle bir vurucu kuvvete ihtiyaç yok. Yanına kolluk kuvvetleri koyarsın. Yahut oranın zaten kendi adamları var. Hizbullah var, iyi kötü Lübnan polisi var herhalde. Dünyanın öbür yörelerine gönderdiğimiz yardımlarda da biz tümen, tugay filan göndermiyoruz ki. Bu, kılıfı iyi hazırlanmamış minare hırsızlığına benziyor. [contentbox:1] Asker göndermemiz için hiç sebep yok, şu halde? Oraya bir tek er bile gönderilmemeli. Bu bizim olayımız değil. Deniz Baykal’ın hayatında söylediği tek doğru şey varsa, o da bu. Bizim hiçbir ilgimiz ilişiğimiz yok. Lübnan bizim için bir bataklığa döner. Irak ne idiyse bu da aynı olur. Yarın Sudan’da bir mesele çıksa, “Oraya asker gönder” dense, yine göndermemeliyiz. Nepal’de çatışma çıktı, BM bizden asker istiyor. Nepal’e gidebiliriz. Ya da Patangonya’ya. Ama İslam dünyasında kesinlikle hiçbir yere “barış gücü” adı altında gitmemek lazım. Güzel bir cevabını Somali’de aldık. O hâlâ Türkiye’de açılmamış bir Pandora kutusudur. Orada sadece ABD feci bir tokat yemedi, belki de biz daha da sorumlu mevkide olduğumuz için çok daha büyük tokat yedik. Ama konuşulmuyor bunun üzerinde, susuluyor. Lübnan’a 10 kat daha büyük tehlike var. Halbuki hükümet, Irak ile bunun farklı olduğunu ısrarla öne sürüyor? Burada ABD bilfiil yok diye biz de ABD yok mu sayacağız? BM nereye gidiyorsa, arkasında ABD ve İngiliz-Yahudi dünyası vardır. BM, onların elinde bir oyuncak. O nedenle, Lübnan’a gitmek bizim için kesinlikle bir felaket olur. Orada çıkacak bir çatışmada İsrailliye silah çekilebileceğine, buna izin verileceğine ihtimal vermiyorum, veremiyorum. Sadece ve sadece Hizbullah’a karşı vaziyet alacaksın. Bu da fecidir. Unutmayalım Cezayir’e karşı işlediğimiz ayıbı. BM oylamasında Cezayir aleyhinde verdiğimiz oy bizim ilelebet alnımızda kara bir lekedir. Türkiye bugünkü koşullarda Lübnan’a asker yollayarak, İslam dünyasında gelecekte oynayabileceği bir rolü de zora mı sokmuş olur? Varolan siyasi iktisadi düzenle İslam dünyasında role soyunmazsın. Özgün rolün olmaz. Ancak yazılmış rolleri oynayabilirsin.. Bunun dışında bağımsız, müstakil rol üstlenmemiz “yasak”. **** [inline:2] SALI GÜNÜ
"Çağdaş Küreselleştirilen İngiliz-Yahudi Medeniyeti" kitabının yazarı ünlü felsefe profesörü TEOMAN DURALI, Lübnan'a asker gönderilmesi kararını 8sutun'a değerlendirdi:





LÜBNAN TÜRKİYE İÇİN
BATAKLIK OLUR


Hükümet, Lübnan’a BM çerçevesinde asker gönderme kararı aldı. Hazırlanan tezkere yarın TBMM’de görüşülecek. Bu arada, Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın büyütülüp bir din savaşına çevrileceği, Türkiye’nin böyle bir savaşın içinde yer lamamsı gerektiğini söyleyenler var. CHP lideri Deniz Baykal lbu görüşte mesela. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz durumu? Lübnan, patlak verecek bir din savaşının mekanı mı? Din savaşının bir parçası olacak bu. Savaş zaten var, hüküm sürüyor, cereyan ediyor. Oraya Müslümanların önder ve öncüsü olarak, İsrail’e karşı savaşmak üzere gitsek, amenna. Ama bu olmayacağına göre, yapacağımız iş doğrudan doğruya İsrail’i korumaktır. Hizbullah’ı silahsızlandıracaklar, bu güce Suriye ve Lübnan’dan gelebilecek hücumlara karşı koruma görevi verecekler. Olacak olan bu. Bunun dışında “Yardım için gidiyoruz” demek inandırıcı değil. İnsani yardım için asker göndermene lüzum yok. Bunu zaten bizden yapanlar bol bol var. İşte, mesela İHH .Dünyanın dört bir bucağına gidiyor, bir yardım ordusu. İaşeyi sağlıyor, güçsüz muhtaç insanlara ulaşıyor. Bunu yapabilirsin. Bunun için silahlı kuvvete gerek yok. Tankla topla tüfekle un götürmeye, pirinç götürmeye, ekmek götürmeye ihtiyaç yok. Ha, “Bu götürdüğüm sivil kuruluşlar saldırıya uğrar, onları korumak için asker gönderiyorum” deniliyorsa, o da saçma. Böyle bir vurucu kuvvete ihtiyaç yok. Yanına kolluk kuvvetleri koyarsın. Yahut oranın zaten kendi adamları var. Hizbullah var, iyi kötü Lübnan polisi var herhalde. Dünyanın öbür yörelerine gönderdiğimiz yardımlarda da biz tümen, tugay filan göndermiyoruz ki. Bu, kılıfı iyi hazırlanmamış minare hırsızlığına benziyor. [contentbox:1] Asker göndermemiz için hiç sebep yok, şu halde? Oraya bir tek er bile gönderilmemeli. Bu bizim olayımız değil. Deniz Baykal’ın hayatında söylediği tek doğru şey varsa, o da bu. Bizim hiçbir ilgimiz ilişiğimiz yok. Lübnan bizim için bir bataklığa döner. Irak ne idiyse bu da aynı olur. Yarın Sudan’da bir mesele çıksa, “Oraya asker gönder” dense, yine göndermemeliyiz. Nepal’de çatışma çıktı, BM bizden asker istiyor. Nepal’e gidebiliriz. Ya da Patangonya’ya. Ama İslam dünyasında kesinlikle hiçbir yere “barış gücü” adı altında gitmemek lazım. Güzel bir cevabını Somali’de aldık. O hâlâ Türkiye’de açılmamış bir Pandora kutusudur. Orada sadece ABD feci bir tokat yemedi, belki de biz daha da sorumlu mevkide olduğumuz için çok daha büyük tokat yedik. Ama konuşulmuyor bunun üzerinde, susuluyor. Lübnan’a 10 kat daha büyük tehlike var. Halbuki hükümet, Irak ile bunun farklı olduğunu ısrarla öne sürüyor? Burada ABD bilfiil yok diye biz de ABD yok mu sayacağız? BM nereye gidiyorsa, arkasında ABD ve İngiliz-Yahudi dünyası vardır. BM, onların elinde bir oyuncak. O nedenle, Lübnan’a gitmek bizim için kesinlikle bir felaket olur. Orada çıkacak bir çatışmada İsrailliye silah çekilebileceğine, buna izin verileceğine ihtimal vermiyorum, veremiyorum. Sadece ve sadece Hizbullah’a karşı vaziyet alacaksın. Bu da fecidir. Unutmayalım Cezayir’e karşı işlediğimiz ayıbı. BM oylamasında Cezayir aleyhinde verdiğimiz oy bizim ilelebet alnımızda kara bir lekedir. Türkiye bugünkü koşullarda Lübnan’a asker yollayarak, İslam dünyasında gelecekte oynayabileceği bir rolü de zora mı sokmuş olur? Varolan siyasi iktisadi düzenle İslam dünyasında role soyunmazsın. Özgün rolün olmaz. Ancak yazılmış rolleri oynayabilirsin.. Bunun dışında bağımsız, müstakil rol üstlenmemiz “yasak”. **** [inline:2] SALI GÜNÜ

İKİNCİ BÖLÜM TEOMAN DURALI

İRAN’IN ÖZEL KONUMUNU

DEĞERLENDİRDİ:
Lübnan’da İsrail ile Hizbullah değil, İran’la Amerika mı savaşıyor? İran’ın İslam dünyasındaki ve Batı dünyasındaki özel konumu nedir? Lübnan savaşı İran’a saldırının girizgahı mı? Afganistan savaşından itibaren bölgede yaşanan gelişmeler İran’a yaradı mı? Dünyanın yaşayan en köklü iki devletinden biri olan İran ne yapmaya çalışıyor? 2006-09-04 16:15