Nasreddin Hoca bir suikastçı mıydı?

Yazar İlhami Yangın, önemli bir Yahudi kaynağı olan Kabala kitabına inanan Kabalistlerin; dünya, İslam ve Türk tarihine etki ederek gerçekleri saptırdığını söylüyor. Yangın’a göre Tevrat’ın tahrif edilmesinde, Hristiyanlığın dejenere olmasında, Yahudilerin İslamiyeti kabul etmemesinde, Hariciler ve Batınilerin ortaya çıkmasında, Bektaşilik ve Alevilik’te batıl inaçların görülmesinde Kabalistlerin etkisi çok büyük. Yangın; Ahilik teşkilatının temelinde Kabalist etkiler bulunduğunu, Ahiliğin kurucusu Ahi Evren ile Nasreddin Hoca’nın aynı kişi olduğunu ve Ahi Evren’in Hz. Mevlana’nın en yakın dostu Şemsi Tebrizi’yi bir suikast sonucu öldürttüğünü ileri sürüyor.

“Etkin Kitaplar” tarafından yayımlanan İlhami Yangın imzalı “Kabala’nın İntikamı” isimli kitapta Yahudilerin Kabala kitabı ve Kabalist inanç derin bir tahlile tabi tutuluyor. Yangın’a göre dünya tarihine etki ederek tahrif etmede Kabalistler çok büyük bir role sahip.

Yangın, Kabalistlerin adeta diğer insanlardan intikam alırcasına yaptıkları tahribatları anlattığı kitabında özetle şu görüş ve bilgilere yer veriyor:
Masonluğun kurucusu Hiram Usta, Eski Ahit’te ‘dul kadının oğlu’ olarak tanıtılıyor. Dünya masonları kendilerini ‘dul kadının çocuğu’ olarak görürler ve kendilerini ‘birader’ olarak çağırırlar. Ayrıca Hz. Süleyman’a karşı ayaklanan Yerovam da ‘dul kadının oğlu’ olarak niteleniyor. Yazarın iddiasına göre, Süleyman Mabedi’inin yapımında çalışan cinler ve şeytanlar Eski Ahit’te ‘dul kadının oğlu’ olarak tanıtılan Yerovam, Hiram ve onların emrinde çalışan masonlardır. Yazara göre, Eski Ahit’i tahrif edenler de masonlardan başkaları değildir.

Masonların kendi istekleri ile ortaya çıkmalarıyla Hz. Süleyman’a ihtilal düzenlemeleri arasında iki bin yıl vardır. Masonlar bu iki bin yıl zarfında yeraltında faaliyetlerini sürdürmelerine rağmen varlıklarını ve sırlarını gizlemeyi başarmışlardır. Masonların düzenlediği ihtilal sonucu Hz. Süleyman, deniz kıyısına kaçıp gitti ve ücret karşılığı balıkçıların balıklarını taşımaya başladı. Hz. Süleyman’ın ölümünden sonra devlet ikiye ayrıldı ve bir müddet sonra putperest bir kavim olundu.

Yahudilerin kutsal kitabında Hz. Süleyman açıkça putperest olarak gösteriliyor. Yahudi ansiklopedisi de Hz. Süleyman’ı ‘kılıbık bir koca olmak’ ‘çok lüks bir hayat sürmek’ ve ‘çok tanrılı putperest olmakla’ itham etmektedir. Tüm bu tahrifat ve yanlış bilgiler Kabalistlerden kaynaklanmaktadır.

Yazara göre, Hz. Süleyman’dan sonra Yahudilerin on kabilesi asimile olarak ortadan yok olurken, Babil’e sürülen diğer iki kabilenin günümüze kadar varlığını sürdürmesinin tek bir nedeni vardır: Kabala

Babil’deki sürgün yıllarının M.Ö. 539’da sona ermesinin ardından 1 milyon Yahudi’den sadece 42 bini geri döndü. Yani sadece yüzde 5’i. Aynı şekilde 1948 yılında İsrail Devleti kurulduğunda dünyada 12 milyon Yahudi yaşamaktaydı ve bunların sadece 600 bini İsrail’e gitti. Yani tüm Yahudilerin sadece yüzde 5’i.
Yahudilerin Babil’den dönmesinin ardından Ezra liderliğindeki Yahudiler, Hz. Musa’nın on emrinin yazılmasına karar verdiler. Böylece Tevrat’ın yeniden yazım süreci başladı. Bugün Yahudilerin elindeki kitap, Ezra’nın derlediği bu kitaptır.

Bu aşamadan sonra ‘Kabalacılar’ denen bir grup ortaya çıktı. Bunlar Tevrat’ın bir çeşit yorumu olan bir kitap yazmaya başladılar ve buna ‘Kabala’ dendi. Kabalistlere göre Hz. Musa, Tevrat’ı Mısır Hiyeroglif diliyle üç kat sır perdesi altında yazdı, bu Tevrat’ı Kabalistler adı verilen 70 kişilik bir gruba verdi.

Hz. Süleyman’ın gücünü sihirle elde etiğine inanan Kabalistler, bu dönemde tamamen büyüye teslim oldular. Yahudiler, hiçbir çaba sarfetmeksizin bu tür tılsım ve büyülerle kendi geleceklerini kazanabilecekleri konusunda kendilerini aldatmaya başladılar.
Harfçiliğin tarihsel olarak ilk örneğini oluşturan Kabala, harf ve sayıların gizemini çözerek Tevrat’ı yorumlamayı hedeflemektedir.
Amerikalı Masonluk uzmanı Dr. Mackey tarafından seslendirilen bir teoriye göre iki ayrı Kabala mevcuttur ve bunların tarihi Hz. Adem’in soyuna kadar uzanmaktadır. Hz. İdris’in soyundan devredilen Kutsal Kabala’ya ilaveten Kabil’in soyundan gelme ‘Büyücü Kabalası’.

KABALİSTLERİN PİSAGOR’A ETKİSİ
Yazarın iddiasına göre matematik ve geometri dünyasında önemli bir isim olan Pisagor, Kabalacılar tarafından eğitilmiş ve kendisine Kabala’nın sırları öğretilmiştir. Pisagor tarafından kurulmuş olan tarikata girmek isteyenler Kabalistlerin yaptıklarına benzer sınavlara tabii tutuluyordu. Yazar’ın iddiasına göre Pisagor’un öğretileri ile Kabala’daki öğretiler örtüşmektedir. Pisagor’un öğretilerini yaydığı Cratona şehri İtalya’da idi ve bugün masonluğun en etkin olduğu ülkelerden birisidir İtalya. Tüm İtalya’yı etkisi altına alan Pisagor, ülkeyi istediği gibi yönetmeye başladı. Ancak halk, Pisagor’a ve kurduğu tarikata karşı çıkmaya başladı. Ayaklanan halk Pisagor ve yüzlerce kişiyi yakarak öldürdü.

PAVLUS VE HRİSTİYANLIK
Yazar’a göre Hristiyanlık tarihinde büyük bir öneme sahip Saul (Pavlus)’da Kabalist eğitimden geçmişti. Koyu bir Ferisi olan Saul, Hristiyanları cezalandırmak için Şam’a giderken Hz. İsa’nın görüntüsüyle karşılaştı ve tevbe etti. Saul’la birlikte Kabalist öğreti de Hristiyanlığın içine girdi. Nitekim Pavlus, Hz. İsa’yı ilk gördüğünde O’na ‘Rab’ diye hitap ettiğini söylüyor. Hz. İsa işte bu tarihten itibaren bir peygamber değil Tanrı’nın oğlu olarak bilinmektedir. Hz. İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğunu ileri süren Pavlus’tur ve bu inanış aynı şekilde günümüze kadar gelmiştir.

Pavlus; Roma, Doğu Avrupa ve Anadolu’ya yaptığı ziyaretlerde Havari Petrus’un kendisine öğrettiklerinin dışına çıkarak sünneti ve domuz eti yemenin haram oluşunu kaldırdı, ‘Teslis’ inancının Hristiyanlığa yerleşmesini sağladı. Pavlus, Hristiyanlığın öğretilerini bütün kurallarını kendisi belirledi ve Hristiyanlık Havarilerin yaşadığı ve Hz. İsa’nın getirdiği din olmaktan çok uzaklaştı.

İSLAMİYETİ REDDEDEN YAHUDİLER KABALA’DAN DESTEK ALDI
Yazar Yangın’a göre Hz. Muhammed (s.a.v) ile görüşen Yahudiler, Kabala’nın etkisi altındadır. Yahudilerin Hz. Muhammed ile görüşmelerinde ne kadar dinlerinden uzaklaştıkları ve Babil’de geliştirdikleri Kabala’ya sarıldıkları açıkça görülmektedir. Yahudiler, Hz. Muhammed, kendisinin de Hz. Süleyman gibi bir peygamber olduğunu söylediğinde Hz. Süleyman’ın peygamber değil büyücü olduğunu iddia etmişlerdir. Hz. Süleyman’ın büyücü olduğunu iddia edenler ise Kabalacılardır.

ŞİİLİK VE HARİCİLİK
Şiilik ve Hariciliğin ortaya çıkışında Yahudi iken Müslüman olan Abdullah İbni Sebe’nin etkisi büyüktür. Bağdadi’ye göre İbni Sebe’nin öne sürdüğü görüşler Tevrat kaynaklıdır. Endülüs’te rahat bir yaşam imkanı bulan Yahudiler, burada bilimsel çalışmalar yaptılar. Fakat Kabalist Yahudiler, Pisagor’un felsefe ile ilgili görüşlerini yaydılar. Bu nedenle Müslüman Endülüsten Yahudi kabalizmi gizli-açık şekilde İslam coğrafyasına yayılıyordu.

BATINILİK, KABALİST KÖKENLİDİR
Batınilik, İslam aleminde ortaya çıkan Kabalistlere, Kabalist etkiyle oluşan cemiyetlere-cemaatlara verilen isimdir. Batıniliğin İsrailiyattan İslamiyete girdiği açıktır. Batınilerin en çok kullandıkları yöntem Kur’anı Kerim’deki bir takım harflere anlamlar yükleyerek İslam’ı ve Kur’an-ı Kerim’in evrensel mesajını bozmaktır. Batıniler ‘harflerin manalarını buluyoruz’ diyerek zamanla yorumlarının sınırını sonsuzca genişlettiler ve İslam dinine istedikleri fikirleri sokmayı başardılar. Batıniliğin bir kolu olan İsmailiye kolunun savunduğu fikirler ile Kabalistlerin savunduğu fikirler örtüşmektedir. Yazar’a göre Kabala’da bulunan inanışlar aynen İsmailiyeye girmiştir.

TÜRKLER VE KABALA
Kabalistlerin etkisi sonucu ortaya çıkan Batınilik, Türklerin Anadolu’ya gelişleri sırasında da etkisini gösterdi. Horasan Erenleri, sınır boylarında, uç bölgelerde fetihlerle meşgul olurken; Batıni şeyhleri iç bölgelere yerleşerek etraflarında taraftar toplamaya başladılar. Batıni dervişlerin en önemlilerinden birisini Kalenderiler adı verilen grup oluşturmaktaydı. Anadolu’ya gelen ve Kalenderilerle aynı inançları paylaşan diğer Batıniler Haydariler ve Vefailerdi. Bu Batıni akımlar Babailer hareketinin türevi olan Bektaşiler ve Aleviler’e geçmek suretiyle günümüze kadar geldi. Yazar, kitabında Batınıliğin inanç karakteristikleri ile Kabalistlerin öğretilerin örtüştüğünü örnekleri ile açıklamaktadır.

NASREDDİN HOCA BİR SUİKASTÇI MIYDI?
Yazar, Türkiye’deki Ahi teşkilatının temel esaslarını Mısır’da Batıniler tarafından kurulan Fütüvve teşkilatından aldığını belirtiyor. Fütüvve teşkilatı Sünni inançlı Selçuklulara karşı koyabilecek bir güç olarak tasarlandı ve Ahilik adını alarak Anadolu’da yaygınlaştırıldı. Yazara göre Ahi teşkilatı adını ve örgütlenme yapısını Mısır’daki bu Mason-Batıni kırması teşkilattan almaktadır.
Ahilerin lideri Ahi Evren Şeyh Nasüriddin Mahmud, Batıni İsmailiye örgütlenmesinin Kabalistik yorumlar yapan İhvan-ı Safa teşkilatının görüşlerini savunmaktadır.

Yazarın iddiasına göre Türk mizah tarihinde önemli bir konuma sahip olan Nasreddin Hoca aslında Ahi Evren’dir.

Konya’da yaşayan Hz. Mevlana, Batınıliğe karşı mücadele ediyordu. Hz. Mevlana’nın yakın dostu Şemsi Tebrizi de Batıni fikirlerin karşısındaydı. Tebrizi’yi Batıniliğe karşı bir tehlike olarak gören Ahi Evren yani Nasreddin Hoca, bir suikast düzenleterek Tebrizi’yi öldürtmüştür. Yazar’ın iddiasına göre bu olay Nasreddin Hoca’nın başka İslam alimlerine de suikast düzenlettiğini düşündürüyor.

Yazara göre Moğol hükümdarı Timur, İslami konularda gerekli donanıma sahipti ve Batıniliğe karşı savaş açmıştı. Adil bir hükümdar olan Timur’un bugün zalim birisi olarak bilinmesinde Batınilerin yapmış olduğu propaganda etkili olmuştur.

ALEVİLİK VE KABALA
Günümüz Aleviliğinin temeli olan Safevi tarikatının kurucusu Şeyh Safiyüddin’e büyük destek veren İlhanlı Veziri Reşideddin, Yahudidir. Aleviler İslam dininde yasak olmamasına rağmen tavşan eti yemezler. O zaman bu inanış nereden gelmektedir? Yazar, Kuran’ı Kerim’de tavşan eti ile ilgili bir yasaklama olmadığını ancak Tevrat’ın tavşan etini yenmesini yasakladığını belirtiyor. Bir Yahudi olan Reşideddin, Kabalist inançların Aleviliğin esasları arasında yer almasında büyük rol oynamıştır.

Yahudi olan Reşideddin, kaleme aldığı Oğuzname eseri ile Oğuz Kağan Destanı’nın orijinalini bozmuş; eserine tamamen Tevrat ve Kabala kaynaklı rivayetler eklemiştir. Oğuz Kağan Destanı’nın orijinali ile Reşideddin’in kaleme aldığı Oğuzname karşılaştırıldığında iki olayın tamamen farklı olduğu görülmektedir.
Bektaşiliğin temellerini atan Şeyh Bedrettin’in babası olan Simavna kadısının ismi İsrail’dir. Şeyh Bedrettin’in tarikatının yayıldığı bölgelerde iki sapkın Hristiyan mezhebi Bogolizm ve Katharizm ön plana çıkmaktadır ve ilginçtir ki bu iki mezhepte Kabalist kaynaklıdır. Bugün ‘Mum söndü’ olarak bilinen olay da Katharizm kaynaklı olup buradan Bektaşiliğe geçmiştir. Yazara göre mum söndü olayı Türkiye’de yaşayan Yahudi dönmesi Sebataistlere ait dini bir ritüeldir.
Geliştirilmiş harfçi teknikleri kullanarak ortaya çıkan Hurufiliğin kurucusu Fazlullah Hurufi, İran Yahudilerindendir. Fazlullah Hurufi, kendisinin İsa ve Mehdi olduğunu iddia etmiş, yeni bir din kuran bir peygamber olduğunu ileri sürmüştür. Hurufiler 16. yüzyıldan itibaren Bektaşilik tarikatının içine sızmaya başlamıştır. Yazar, Bektaşiliğe daha sonra intisap edenlerin içinde ağırlığı Yahudilerin ve Sebataistlerin aldığını, hatta Sabatay Sevi’nin bile Bektaşi tekkelerine gittiğini belirtmektedir. Hurufi müritleri Kırşehir yakınlarındaki Hacı Bektaş tekkesi mensuplarına Hurufi doktrinlerini Hacı Bektaş’ın gizli fikirleri diye tanıtmışlar ve sapkınlık ve zındıklık derecesindeki kendi fikirlerini Hacı Bektaş’ın adının korunması altında yaymışlardır. Hurufilik, Bektaşi tarikatının içine girince hemen her türlü hurafeyi yaymakta çekince görmedi. Hacı Beştaş-ı Veli hakkında çeşitli yalanlar üretildi. Bugün Hacı Bektaş’la ilgili çeşitli rivayetler de bu yalanlardan kaynaklanmaktadır.

Kitapta Mevlana’nın ölümünden 300 yıl sonra kurulan Mevlevilik tarikatının Mevlana ile bir ilgisi olmadığı, başkaları tarafından kurulduğu ifade edilmektedir. Yazara göre, Mevlevilik adı verilen tarikatın Bektaşilik ve Masonluk etkisi altında kaldığı bir takım sırlar içerdiği gözlemlenmektedir. Yazar, Mevleviliğin müziğine varıncaya kadar birçok konuda Yahudilikten etkilendiğini iddia ediyor.

haso

bir kitap bu kadar saçma olabilir....ya bu ınsanlasrin baska ialeri ok mu ALLAH askına...insanların aklını karıstırmak yerıne daha faydalı ısler yapabılırler mesela .... bu vatandaslar endıleıne tarıhcı mı dıyor.... İLGİNÇ

rehnuma

At iziyle it izi birbirine karıştırılmış yine! Ahilik teşkilatı örnek bir teşkilattır ve İslam'ın ilkeleriyle de asla çelişmez! Ahilik Teşkilatı'nın ilkelerini ve kurallarını bilen bir insan asla bu tür yalanlara inanmaz! Biri çıkar Mevlana'ya ajan der, biri çıkar Nasreddin Hoca'ya iftira atar, Ahiliği küçümser! Ben bu tür iddiaların arkasında Türk Milleti'nin tarihi şahsiyetlerinden uzaklaştırılması amacını görüyorum ve bu da siyonizmin bir milleti yozlaştırması için kullandığı 21 kuraldan biridir!

volkan

yahudiler daha asrı saadet döneminde tarafları bir birine kışkırtmıştır bu oyunlar taki bu dönemden başlar ama hz ali ve hz ömer iki side allah ın aslanı dır ve ben bir alevi olarak bu batıl inançlar dan kurtulmaya herkezi davet ederken benim cem evinde işim yok ben camiye gider ve sadece kuranı kerime inanırım saz larla zevk lere hitap etmek dense gönlümde o güzel dönemleri ararım orasıda zaten yeri belli komünist ler falan bana tesir edemez ilahi aşk tan yoksun ruhsuz materyalist insanlardan oluşan bu grup lar yüzünden ahlaki çöküntü ler çoğaldı çıkmışlar bide kendi diyanetimizi kuracağız diyerek insan kanı emen ab ile birliktelik yapıyorlar sizin vatanınız osmanlı yadigarı bu mubarek anadolu toprakları ise o zaman özü nüze dönün ben asla bunlara inanmıyorum ben yalnızca müslümanım herkez aklını başına alsın hz ali efendimiz semah dönmüyordu namaz kılıyordu allah dan benim gözüm açıkmış hadi verin cevabımı ahmak adamlar

yusuf

Kitap Mevlana müzesinde halen bulunan Hurufilik metinlerinden şiirlerinden bahsediyor. Mevlana müzesinde hurufilikle ilgili şiirlerin ne işi var?

Mevlana gibi dünyaca ünlü bir ilim ve din adamının eserlerinin arasına hurufilikle ilgili şiirleri kim koyar nasıl koyar?

Ve İzmir'in fethinin kutlanmaması. Bu da çok önemli.

İzmir gibi büyük bir ilin fatihi neden bilinmez? bunun sebebi Timur'un Kabalist akımlara karşı savaşmasından başka ne olabilir?

İzmir İstanbul'dan 50 sene önce fethedilmiş ancak günümüze değin bir kere bile fethi kutlanmamışır.

İzmir milletvekilleri bu konuda mutlaka bir şeyler yapmalı.

abdullah

Bu kabala denen kitapta yazilan seyler, sakin Kuran da bahsi gecen su kissada babildeyken(bagdat) yazilan kitap olmasin!!?? :

Ve onlar, Süleyman'ın mülkü (nübüvveti) hakkında şeytanların anlattıklarına uydular. Süleyman inkâr etmedi; ancak şeytanlar inkâr etti. Onlar, insanlara sihri ve Babil'deki iki meleğe Harut'a ve Marut'a indirileni öğretiyorlardı. Oysa o ikisi: "Biz, yalnızca bir fitneyiz, sakın inkâr etme" demedikçe hiç kimseye (bir şey) öğretmezlerdi. Fakat onlardan erkekle karısının arasını açan şeyi öğreniyorlardı. Oysa onunla Allah'ın izni olmadıkça hiç kimseye zarar veremezlerdi. Buna rağmen kendilerine zarar verecek ve yarar sağlamayacak şeyi öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu satın alanın, ahiretten hiç bir payı olmadığını bildiler; kendi nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötü; bir bilselerdi. (BAKARA SURESİ / 102)

nabi

Ufux dostum, cumhuriyet devrimlerini ve köklerini doğru bilmediğin anlaşılıyor!
Jakkigard'ın(Türkolog)"Yeni Türkiyede İslamlık" başlıklı, Remzi Kitabevi tarafından Türkçe olarak, yayımlanmış bir kitabı var. Ondan başlayarak Cumhuriyet tarihini yeniden bir okumanı tevsiye ederim.
Mesela Cumhuriyet Devrimlerini ideologu Ziya Gökalp desem itiraz edeceksin!
Ziya Gökalp'in fikir babalarından biri Moiz Kohen (Tekinalp müstearıyla yazılar yazan Darulfununda da hocalık yapan bir şahıs)desem itiraz edeceksin!
Cumhuriyet Devrimleri orijinal değildir, kimi Almanyadan kimiFransadan, kimi İsviçrenin Noşetel Kantonundan alınma desem itiraz edeceksin!
Kadir Mısıroğlunun "Lozan Zafer mi, Hezimet mi?" başlıklı kitabının 1. cildini olsun dip notlarıyla beraber oku desem dilini anlayamadım diyeceksin!
Bari Ahmet Kabaklının "Temllerin Duruşması"nı oku! Abdurrahman Dilpak'ın "Bir Başka Açıdan Kemalizm" başlıklı kitabını oku!
Bir neden Türkiyede tarih resmiyetle sınırlandırılmış?
Neden Ülkemizi kurtaran bir kahramanı 5816 sayılı kanunla koruyoruz? O'nun korunmaya ihtiyacı mı var?
Yaptığı kahramanlıklar O'nu korumaya yetmiyor mu?
İpek Çalışlar "Latife Hanım " başlıklı kitabından dolayı neden ceza aldı?
Latife Hanımın hatıraları niçin yayımlanamadı?

aygen1459

kabala,masonluk vs kökü dışarıda ve çoğuda yahudilikle alakalı yada onlara dokunan oluşumlar hemen nefret oluşturuyo bende
okunabilir bi kitap a benziyo
saygılarımla

nabi

"Mevlevilik" gerçekten Mevlana Hazretlerinden 300 sene sonra kurulmuştur.
Mevlana Hazretleri, Karamandan Konyaya gelgiğinde, İplikçi Camiinin güney duvarına bitişik Altın Apa veya Altunba Medresesine müderris olmuş ve meşrutasına babası ile beraber yerleşmiştir.
Daha sonra Atabek Medresesine naklolunmuştur.
Mevlana Hazretlerinin babası Sultanül-ulema Bahauddin hazretleri, "Avariful Maarif" isimli mükemmel eseri yazan (Bu eser dilimize de çevrilmiştir. Tasavvuf konusunda en sahih kaynaklardan biridir!) Necmüddin-Kübra Hazretlerinin tarikatına mensuptur.
Bu tarikatın postnişinidir.
Mevlana Hazretlerinin hocası da şeyhi de babasıdır! İlk ilim ve feyzi babasından almıştır.
Altun Apa veya Altunba Medresesinin vakfiyesinde (Bir çeşit şartnamesinde) "bu medresede Hanefi Fıkhı okutulur" şartı yazılıdır.
Yani Mevlana Hazretleri yıllarca Hanefi Fıkhı okutmuş bir Hanefi Fakihidir.
Hanefi Mezhebine göre ise telli çalgıları kullanmak caiz değildir.
Mevlana Hazretleri değil telli çalgılar "Ney"i bile eline alıp üflememiştir.
Mevlana Hazretlerinin soyundan olduğunu söyleyen "Çelebiler"den bir kısmı, "bizim namazımızı Mevlana Hazretleri kıldı" mealinde bir iddia ile namaz kılmadıkları, bilinen bir gerçektir! (Konu ile ilgili M.Ertuğrul Düzdağ tarafından yayımlanan "Ali Ulvi Kurucunun Hatıraları'nın 1. cildine bakılabilir)
Gününmüzde yaşayan ve Mevlevi olduğunu söyleyen bazı insanların da namaz konusunda benzer gevşekliklerini; hatta bahai fikirleri diyebileceğimiz fikir ve eylemlerine bizzat şahit oldum.
Sahih itikatlı ve yaşayışı mazbut olanları da var tabii ki!
Özellikle Tahirül Mevlevinin Mesnevi Şerhini okuyanlara hiç itirazımız olamaz!
Hazreti Mevlana ile günümüzde Mevlevilik adı verilerek icra edilen "sema" vesairenin Hazreti Mevlana ile bir alakası yoktur!
Hazreti Mevlana muttaki bir Hanefi Fakihidir. "Geceleri kaim (gece ibadet ve zikirlerine ısrarla devam eden) gündüzleri çoğu zaman saim (oruçlu)gerçek bir mutasavvıftır.
Hiç bir zaman heva ve hevslerini ilah edinenlerden olmamıştır!
O'nun meşhur beyti herşeyi açıklıyor:" Men bendei Kur'anem...." "Ben Kur'anın kölesiyim. Bu can bu tende olduğu müddetce Hazreti Muhammedin ayağının tozuyum. Kim benden bundan başka bir söz nakalederse ben o sözden de söyleyenden de şikayetçiyim!"

eyup akca

Ben kitabı okuyorum. Hemen her satırda kaynak verilmiş. nedense doğruların ortaya çıkması birilerini endişelendiriyor. Ahilik ve nasreddin hoca ile ilgili her sene kutlamalar yapılıyor. Peki neden izmirin fethi kutlanmıyor? İzmir'i timur'un fethettiğini kaç kişi biliyor şurada? İstanbul'un fethi her sene kutlanırken İzmir'in fethi kutlanmıyorsa nerede yanlış var diyerek oturup düşünmemiz lazım değil mi?

Tek kelimeyle müthiş bir eser.

ufux

Nedense ülkemizde Cumhuriyet devrimlerine destek veren hemen her dini gurup kabalacı diye mimlenmiş. Peygamberimiz neden Süleyman gibi bir peygamberim desin ki? Kıyas için bişiler söylüyorsa Musa gibi demesi gerekirdi.

Yorum Yaz

*
*

BÜYÜK HARFLERLE yazılan yorumlar

YAYINLANMAYACAKTIR!

Lüttfen küçük harflerle

yazın.


İsim ve email adresini girmek zorunludur. Email adresiniz gizli tutulacak, herkesin görebileceği hiçbir yerde yayınlanmayacaktır. Ayrıca, lütfen yorumlarınızda belli bir düzeyi korumaya özen gösterip hakaretten ve kendinizi hukuken sıkıntıya sokabilecek unsurlardan kaçının. Bu alanda yayınlanacak yorumların sorumluluğu tamamen yazanlara aittir ve 8sutun bu görüşlerden hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

*
Copyright 2005-2007 Sekiz Sutun | Kaynak belirterek kullan!