| Geri Dön |
Antepli ‘Kürt Kızı’ndan mektup var!
Hollanda’da yaşayan ‘Antepli Kürt kızından, Türkiye’ye kardeşlik mektubu…
1990 yılında yaşadığı Antep’ten Hollanda’ya göçen, 8sutun okuru Medine Doğan, son günlerde yaşanan gerginlikler üzerine bir mektup yollamış bize…
Kan ve gözyaşının eksik olmadığı topraklardaki, çocukluğundan kardeşlik anılerını yazan Doğan'ın mektubunda, Türkiye’nin özlediği günlere kavuşturacak çıkış yolunun anahtarı gizli.
Kendisini ‘Antepli Kürt kızı’ olarak tanımlayan Medine Doğan’ın duygu yüklü, kardeşlik mektubu: SİZLER GERÇEK DEĞİLSİNİZ... Derdi olan efkârlanırmış… En çok da bugünlerde efkârlanıyorum. Efkâr kalbimi acıtıyor ve çocukluğuma sığınıyorum. 70’li yıllarda ki Güneydoğu’nun bir Kürt köyünde, kasabasında ve ilinde gecen çocukluğuma... Hollanda’da yaşayan ‘Antepli Kürt kızından, Türkiye’ye kardeşlik mektubu…
1990 yılında yaşadığı Antep’ten Hollanda’ya göçen, 8sutun okuru Medine Doğan, son günlerde yaşanan gerginlikler üzerine bir mektup yollamış bize…
Kan ve gözyaşının eksik olmadığı topraklardaki, çocukluğundan kardeşlik anılerını yazan Doğan'ın mektubunda, Türkiye’nin özlediği günlere kavuşturacak çıkış yolunun anahtarı gizli.
Kendisini ‘Antepli Kürt kızı’ olarak tanımlayan Medine Doğan’ın duygu yüklü, kardeşlik mektubu: SİZLER GERÇEK DEĞİLSİNİZ... Derdi olan efkârlanırmış… En çok da bugünlerde efkârlanıyorum. Efkâr kalbimi acıtıyor ve çocukluğuma sığınıyorum. 70’li yıllarda ki Güneydoğu’nun bir Kürt köyünde, kasabasında ve ilinde gecen çocukluğuma... Benim yaşadıklarım gerçekse eğer bugünlerde yaşadıklarımızın hepsinin yalan olduğunu söylemek istiyorum. Benim ‘Kürt dedemin’ böyle bir derdi yok idi. Onun derdi ‘gâvurları vatan dediğimiz bu topraklarda kovmaktı’ sadece. Yeri geldiğinde dağlarda çete oldular... Gâvurları bu topraklarda kovmak için. Babaannem ve annemden en çok duyduğum dua; "Allah bu devlete zeval vermesin." Onlar hayatimin en büyük hakikatleridir. Babamın aldığı gazeteyi okuyamayarak bana uzatıp, okumamı istediği zaman; "benim kızım okuyacak vatanına devletine faydalı olacak" dediği duasıyım ben. Babam bana bunları Kürtçe dile getirirdi. Ama dil vatanın diliydi. Dua bu vatan içindi. 12 Eylül dönemindeki çocukluğumda bile, bir ailenin içinde her partiden kardeşler bulunurdu. Ama o partilerin içinde Kürt milliyetçiliği adına hiçbir şey duyulmazdı. Solcuları, ‘dinden uzak olanlar’, sağcıları, ‘dine yakin olanlar’ diye adlandırırdık biz. Hepsi bu... O yüzden diyorum ki; “Hey kargaşa çıkaranlar, kardeşi kardeşe kırdıranlar sizler gerçek değilsiniz...” Biz bir mecliste Kürtçe sohbet edip, İstanbul’dan gelenlerin hatıralarını dinler, bazen Kürtçe bir uzun hava, bazen Halep radyosundan gelen Arapça şarkılarla annelerimizin dizinin dibinde uyuya kalırdık. İstanbul önce hayallerimizi süsler sonra rüyalarımıza girerdi. Bu hüzünlü seslerle… Halep, Kürtçe duyduğum uzun havalar ve İstanbul… Dünyamızda konuşmalarımızda hep aynı yerde duruyordu. Aynı derecede sevgiyle… Kimse çocukların dünyasına sınır çizemez. Tüm dünya cetvelle çizilse bile!!! Bizim oralarda her ailenin bir ‘Selahattin’i vardır. Selahattin demek hak demek, hukuk demek, din demek, iman demek. Selahattin demek Müslüman’a merhametli düşmana adaletli davranan demek... Selahattin birleştirici demek… Selahattin demek, abdestsiz güne başlamamak demek... Onun için, bizim oralarda hâlâ her aile gurur ile ‘Selahattin’ ismini verir evlatlarına. Düğünlerimizde damadın evinde üç gün üç gece ay yıldızlı bayrak dalgalanır. Hacca gidenlerin kapısında yeşil renkle birlikte, hilal ve ay vardır. Sünnet olan çocuğa dua ile birlikte ay yıldızlı bayrak taşıtılır. Bizim oralarda… Gelin olan Kürt kızın çeyizinde, ‘Kuran-ı Kerim’ ve bayrak olamazsa olmazdır. Ve bunlar, özel olarak taşınır her zaman. O yüzden diyorum ki; “Hey kargaşa çıkaranlar, kardeşi kardeşe kırdıranlar, sizler gerçek değilsiniz...” Dışarıdan memur olarak gelenleri ailemiz gibi korunurdu bizim oralarda. Küçük kızlarla kan kardeşi olurduk… Kan kardeşlerin dokunmazlıkları vardı. Suçlarını üzerimize alacak kadar bağlı idik... O kızlarla ayni toprakların kokusunu içimize sindirdik. O yüzden diyorum ki; “Hey kargaşa çıkaranlar, kardeşi kardeşe kırdıranlar, sizler gerçek değilsiniz... Ve bunarlı anlamazsınız” Bizim bu kardeşliğimiz ezeldendir. Sıfır noktasına inilse de bu ayrımı kimse bulamaz. Çünkü birleştiğimiz nokta. Dünyanın en onurlu noktası İslam’la başladı. Biz bu noktada tüm inananları kardeş bildik. En çok da efendimizi sevdik."Arap’ın Arap olmayandan hiç bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır" mesajı her birimizin aklına kazınmış çıkmıyordu. Eğer bana bir irk seçmemi isteselerdi, kesinlikle efendimizin ırkını seçerdim. Ama buna bile Efendimiz gerek duymuyor. "Düşünmemiz gerekiyor, "Biz kendimizi nerede kaybettik?" Kaybettiğimiz noktaya gidelim ve orada kendimizi bulalım... Kardeş kavgalarının dışarıda duyulması evdeki bereketi yok eder. Varlığım "müminler ancak kardeştir" diyenlerin varlığına armağan olsun… Antepli Kürt kızı MEDİNE DOĞAN |