
‘Batık bankaların zararlarını kapatıyor’ denen TMSF’nin sadece 2004 yılı işletme zararının 12.5 milyar dolar olduğunu biliyor muydunuz? TMSF’nin bugüne dek yaptığı tahsilatın toplamı ise ancak 5 milyar dolarda kalıyor. Batık bankaların 50 milyar dolar zararının üzerine yaklaşık 12 milyar dolar da TMSF’nin zararını ekleyin, ortaya 60 milyar dolar civarında bir “batık� çıkıyor. TMSF’nin işini kötü yaptığı, bugüne dek yaptığı toplam tahsilat olan 5 milyar doların söz konusu 60 milyar dolar batak paranın yanında ne kadar anlamsız durduğu çok açık. TMSF başarılı bir kuruluş, TMSF yönetimi başarılı bir yönetim değil.
TMSF yönetimi, hepsinden önce de başkan Ahmet Ertürk ne yapıyor peki? TMSF’nin kendi internet sitesindeki raporlarda bile açıkça ortaya konan bu batak tablodan sıkıntı duymak şöyle dursun, Ahmet Ertürk “küçük dağları ben yarattım� havasıyla Doğan Grubu televizyon ve gazetelerinde arz-ı endam ediyor! Bu yayın organlarının çok açık desteğiyle TMSF’yi bir başarı öyküsü olarak takdim ediyor! Halbuki, Ahmet Ertürk’ü kendi kurumunun raporları bile çürütmekte. Sayıştay’ın da 15 Ekim’de hükümete bir rapor sunduğunu ve TMSF’nin zarar tablosuna dikkat çektiğini ve devletin bir an önce TMSF’ye el koyması gerektiğini söylediğini de belirtelim.
TMSF el koyduğu şirketleri profesyonelce yönetemiyor, zarar edişleri öncelikle bu yüzden. Ama Doğan Grubunun profesyonel ekibi, TMSF’yi allayıp pullamakta son derece başarılı ve belki kârlı da! TMSF başkanı Ahmet Ertürk’ü hemen her gün bir gazete veya televizyonda görüyoruz. Doğan Grubunun desteğini arkasında hisseden başkan son derece mağrur, gurulu, burnundan kıl aldırmıyor! Ne kadar ilginç ki Ahmet Ertürk hemen herkese karşı takındığı mağruru tutumu merkez medyaya göstermiyor, onlara karşı son derece hassas, rakik, mütevazı. Ahmet Ertürk büyüklük hissini en çok da içinde çıktığı camia karşısında devreye sokuyor. İş o noktaya geldi ki, tarihte belki de ilk kez bir bürokrat bağlı olduğu bakana “fırça� attı ve kendisi söylemese kimsenin bilmeyeceği bu olayı çıkıp basına anlattı! Ahmet Ertürk hafta başında Vatan gazetesine verdiği röportajda, adı Merkez Bankası Başkanlığı için geçince Abdüllatif Şener’i aradığını bakın hangi sözlerle nakletti:
“Sayın bakana söyledim ‘yaptığınız çıkış çok yanlış, beni işin içinde göstermişsiniz, bu hiç doğru değil’� Doğrusu, bu konuşmaya tanık olacak birisi kimin bakan, kimin ona bağlı bürokrat olduğunu karıştırırdı! Anaakım medyanın ilgisi baş döndürücü olabilir ama Ahmet Ertürk’e hatırlatmak istiyoruz: Sel gider, kum kalır!
Ahmet Ertürk’ün Vatan gazetesine beyanları arasında en dikkat çekicilerden birisi hiç şüphe yok, siyasete girip girmeyeceği ile ilgili soruya verdiği yanıt oldu. Ertürk’ün bu soruya yanıtında da aşırı kendine güven, gurur, hattâ kibir hissediliyor:
‘Ben siyasete girmeyi değil itilmeyi tercih ederim’. Ahmet Ertürk’ü siyasete kim itecek acaba? TMSF’nin başarılarını sayıp dökmeye doyamayan Doğan Grubu mu? Olabilir. Göreceğiz.
Bu arada bir de kulis bilgisini aktaralım: Söylendiğine göre, Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer, Ahmet Ertürk’ü televizyonlarda gereğinden fazla boy göstermemesi konusunda uyarmış.
TMSF deyince akla en son gelmesi gereken şey “başarı� ama Başkan Ertürk’ün hal ve tavrında “başarı için doğmuş� havası var!
Sayıştay’ın raporuna göre hazinenin 2005 Haziran sonu itibarı ile TMSF’den alacağı 49.3 milyar dolar! Bunun 16.5 milyar doları günü geçmiş borç. Ahmet Ertürk’ün kendi açıklamalarına bakılırsa hazineye bu yıl ödenecek rakamsa 5 milyar dolar.Bunun neresi başarı Allah aşkına?
Evet, tahsilatta zorluklar olabilir, sonuçta batık kurumlarla uğraşılıyor ve batıktan bir şeyler çıkarmak zor olabilir… Ama hiç kimsenin de ortada olmayan bir başarı üzerinden “büyük adam� yapılmaması gerekir.
Ahmet Ertürk siyasete “itilmeden� önce kamuoyu adına daha önce sorduğumuz ama cevabını bir türlü alamadığımız soruları yineleyelim. Ahmet Ertürk’ten cevabını beklediğimiz sorular basit:
TMSF'nin el koyduğu iştirakler nasıl zarar ediyorlar?
TMSF sizin döneminizde kötü yönetilmekten dolayı ne kadar zarar etti.
60 Milyar doların 5 milyar dolarının tahsil edilmiş olması başarı mı