| Geri Dön |
Kürt sorununu Osmanlı modeli çözer
Birinci Cihan Harbi sona erdiğinde yanımızda bir tek Kürtler kalmıştı. Kurtuluş Savaşında da üstlerine düşeni yaptılar. Büyük umutlarla desteledikleri Cumhurriyet onları hayal kırıklığına uğratı.
İşte Abdullah Muratoğlu'nun yazısı
Kürt sorununa yeni bir bakış..
Unutmayalım.. Birinci Cihan Harbi sona erdiğinde yanımızda bir tek Kürtler kalmıştı.. Milli Mücadele'de üstlerine düşeni de yaptılar..
Peki ne oldu da adını koymakta dahi on parçaya ayrıldığımız bir sorunla yüz yüzeyiz?
Abdülbaki Erdoğmuş, Elips Kitap'tan çıkan "Mahzun Mezopotamya" kitabında bu soruyu irdeliyor.
Soruna tarih ve medeniyet perspektifinden bakmak gerektiğini vurguluyor. Kürtler'in ayrılmaya karşı olağanüstü direnç gösterdiklerinin hikayesini anlatıyor..
Birinci Cihan Harbi sona erdiğinde yanımızda bir tek Kürtler kalmıştı. Kurtuluş Savaşında da üstlerine düşeni yaptılar. Büyük umutlarla desteledikleri Cumhurriyet onları hayal kırıklığına uğratı.
İşte Abdullah Muratoğlu'nun yazısı
Kürt sorununa yeni bir bakış..
Unutmayalım.. Birinci Cihan Harbi sona erdiğinde yanımızda bir tek Kürtler kalmıştı.. Milli Mücadele'de üstlerine düşeni de yaptılar..
Peki ne oldu da adını koymakta dahi on parçaya ayrıldığımız bir sorunla yüz yüzeyiz?
Abdülbaki Erdoğmuş, Elips Kitap'tan çıkan "Mahzun Mezopotamya" kitabında bu soruyu irdeliyor.
Soruna tarih ve medeniyet perspektifinden bakmak gerektiğini vurguluyor. Kürtler'in ayrılmaya karşı olağanüstü direnç gösterdiklerinin hikayesini anlatıyor..
Erdoğmuş, Diyarbakır eski milletvekili. ANAP Genel Başkan Yardımcılığı yapmış. Bölgede tanınmış bir ulema aileden geliyor.
Söylediklerine kulak vermek lazım.
Erdoğmuş ayrımcı, dışlayıcı milliyetçilikten en az etkilenen tebanın Kürtler olduğunu belirtiyor.
Ve şöyle diyor:
"Kürtler 1950'den sonra milliyetçilikle tanışmaya başlamıştır. Bu gerçekleri görmezden gelerek Kürtleri suçlamak, sorunun nedeni olarak görmek büyük haksızlıktır".
Erdoğmuş'a göre Kürtler Osmanlı gibi çoğulcu bir proje olarak gördükleri için Cumhuriyet'e destek vermişlerdi.
Verilen sözlere rağmen Cumhuriyet devleti projesine dahil edilmemeleri Kürtlerde hayal kırıklığı yaratmıştı..
Sorunun çözümünde inisiyatifin hâlâ Türkiye'nin elinde olduğunu vurguluyor Erdoğmuş.
Bu önemli bir tespit.
* * *
Peki ne durumdayız bugün?
Erdoğmuş sorunun kangren hale gelmeden çözülebileceği görüşünde. Ancaaak, "çözüm gecikirse Türkiye sorunun esiri olur" diyor. Yani, çözüm için vakit geçmiş değil.
Erdoğmuş, 2007 seçimlerinde Kürtlerin AK Parti'ye destek verdiklerini hatırlatıyor. Sadece Güneydoğu'da değil, her yerde.
Bu desteği Kürtlerin dindarlığına veya AK Parti'nin muhafazakar-demokrat bir parti olmasına bağlamak yeterli değil. Kürtler ayrılma taleplerinin olmadığını ve ayrılıkçı unsurlarla aralarına bir mesafe koyduklarını gösterdiler.
Ancak AK Parti demokratik perspektiften uzaklaşır, geleneksel politikaların esiri olursa bu desteği kaybeder.
Yani, "Aman dikkat!" diyor Erdoğmuş.
* * *
Toparlarsak..
Türkiye'nin siyasal sistemini yenilemesi bir zorunluluk.. Ayrılıkçı Kürtlerin de bağımsızlık rüyalarından uyanmaları gerekir.
'Federalizm' veya 'konfederalizim' gibi talepler hem Türkiye gerçeğinde uygulanabilir değil, hem Kürtlerin yararına da değil.
Sorunun Kürt meselesi üzerinden çözümü, muhatapsız ve hukuk devleti modeli ile mümkündür. Sorunun nihai çözümünde "sivil anayasa" tarihi bir fırsat olur.
Peki "Komşu Kürtler" ne olacak?
Başta İsrail ve Amerika olmak üzere yabancı güçleri devre dışı bırakacak politikalar şart. Madem Osmanlı modeline dönülemeyecek.. "O halde Avrupa Birliği'ne benzer projeler niye uygulanmasın?" diyor Erdoğmuş.. Mesela, Türkiye, Kuzey Irak'la birlikte Irak ve Suriye'yi içine alacak "ekonomik ve siyasal birlik" oluşturabilir. Böyle bir birlik, Türkiye'yi küresel güç olarak inisiyatif kullanacak bir ülke durumuna getirir.
Erdoğmuş çok şey söylüyor.. Zahmet edip okuyun.
YENİ ŞAFAK
|