| Geri Dön |
Prof. Teoman Duralı'dan karikatür krizi yorumu
5 ay önce bir Danimarka gazetesinde yayınlanan hakaret karikatürleri İslam dünyasında infiale ve şiddet olaylarına yol açarken, Avrupa'da çeşitli ülkelerin gazeteleri de Danimarka gazetesine destek amacıyla karikatürleri bastı. Karikatürler etrafında büyük bir gerginlik gelişti. Tüm bunların anlamını Felsefe Profesörü Teoman Duralı'yla konuştuk...
PROF. TEOMAN DURALI:
"KARİKATÜR KRİZİ BİR KURGU"
Bu olaylar bana bir kurgu, kurulmuş bir oyun gibi geliyor. Doğal patlak vermiş bir hadise değil. Çok önemli bir planın parçası gibi. Bütün bu Büyük Ortadoğu Taslağı içinde düşünülmeli. Çünkü belirtiler o tarafa gidiyor.
İSLAM'A HAKARET BATI'DA YENİ DEĞİL
5 ay önce bir Danimarka gazetesinde yayınlanan hakaret karikatürleri İslam dünyasında infiale ve şiddet olaylarına yol açarken, Avrupa'da çeşitli ülkelerin gazeteleri de Danimarka gazetesine destek amacıyla karikatürleri bastı. Karikatürler etrafında büyük bir gerginlik gelişti. Tüm bunların anlamını Felsefe Profesörü Teoman Duralı'yla konuştuk...
PROF. TEOMAN DURALI:
"KARİKATÜR KRİZİ BİR KURGU"
Bu olaylar bana bir kurgu, kurulmuş bir oyun gibi geliyor. Doğal patlak vermiş bir hadise değil. Çok önemli bir planın parçası gibi. Bütün bu Büyük Ortadoğu Taslağı içinde düşünülmeli. Çünkü belirtiler o tarafa gidiyor.
İSLAM'A HAKARET BATI'DA YENİ DEĞİL
Bir kere bu karikatürler çok önceden, galiba Ekim ayında çıktı. Zaten Danca da o kadar bilinen, tanınan bir dil değil ki bir anda dünya çapında bir tanınmışlık ortaya çıksın. Çok sonra, 5 ay sonra patladı. Niye? Bayram değil seyran değil. Kaldı ki İslam'a küfür, özellikle de peygamberin böyle karikatürze edilmesi, ilk defa karşımıza çıkan bir olay değil. Çok örneği var. Mesela Malezyada ders verdiğim kurumun rektörü Nakip el-Attas anlatmıştı... Çocukluğunda Malaya İngiliz yönetimi altında, o zaman, diyor, bizim ilk okul kitaplarında Hz peygamberi böyle bir çöp gibi gösterirlerdi, Müslümanların bedevi peygamberi budur filan gibi aşağılayıcı rezil, rüsva şeylerle koyarlardı. Bu çok tekrarlanmış bir olaydır, illk defa karşılaşmıyourz. Ta ortaçağlardan beri gelen bir olay. Sonuçta bu son olayda da adam zaten söylüyor: Bu karikatürler bana ısmarlandı.
DANİMARKA BÜYÜK DEVLET
Danimarka'nın sömürgeci geçmişi vardır. Cüssesinden çok daha geniş bir devlettir. Yakın zamana kadar İzlanda onun yönetimi altındaydı mesela. Koskoca kıta büyüklüğünde Grönland Danimarka'nın hakimiyetindedir. Danimarka, İsveç, Norveç gibi ülkeleri tanımıyoruz. Meraksız,ilgisiz bir millet olduğumuzdan, burnumuz böyle pisliğe batmadıkça, ilgilenmeyiz, merak etmeyiz. Bizim belli bir takım kıblelerimiz var. İngiltere, Fransa, İngiltere'nin uzantısı ABD, komunistlerimiz bir zamanlar Rusya'yı bellemişti. Saf bir merakımız olmadığından bilmeyiz. Halbuki bunlar çok önemli memleketlerdir.
MİSYONERLİK EMPERYALİZMİN BULDOZERİDİR
Cemil Meriç der ki "Oryantalizm emperyalizmin yol açıcısıdır." Genel olarak fikir doğru, ayrıntısı yanlıştır. Oryantalizm zurnanın son deliğidir. Oryantalizm için söylediğini Hıristyianlık için söylemek lalzım. Özellikle de protestanlık emperyalizmin öncüsü, yol açıcısı, buldozeri olarak kullanılmıtır. Kullanmaya da devam ediyorlar.
Misyonerliğin arkasında hep sömürücülüğü, emperyalizmi görmemiz lazım. Bugün de bütün hızıyla devam ediyor bu. Mesela Avrupa'daki İslam coğrafyası, başta Arnavutluk, Bosna; Orta Asya'daki ülkeler bugün birinci derecedeki sahnesidir misyon faaliyetlerinin. Adamın dindarlığı dinsizliği, Hıristiyanlığa nasıl baktığı önemli değil, onu kullanıyor. Protestanlığın hikmet-i sebebi emperyalizme arka çıkmaktır.
KÜLTÜR AŞISI
Dinler arası diyalog, hoş görü, boş görü... bunlar palavra. Bunlar uyuşturucu maddelerdir. İşin arkasında hep Hıristiyanlığın yayılması bahanesiyle gelen emperyalizm var. Çünkü ne yapıyor Hıristiyanlıkla? Bir kere kültür aşısı yapıyor. Bundan daha önemli bir silah yok. Kültürünü aşıladıktan sonra yerleşiyor oraya. Yani Nelson Mandela istediği kadar hürriyet havariliğine soyunsun, o kara tenli bir İngiliz beyfendisidir, Kofi Annan da öyle...
İKİDEN ÇOK KUŞ VURUYORLAR
Hiç şüphesiz Avrupa'nın homojenleştirilmesini de düşünüyorlardır. Benim her gün takip ettiğim bir İzlanda gazetesi var. Pazartesi günkü nüshasında diyor ki "İzlanda'yı mülteciler işgal etti". Geçen sene 108 kişi iltica etmiş. İzlanda'nın nüfusunun 290 bin olduğunu ve dünyanın da ta kıçında yer aldığını düşünürsek, az bir rakam değil bu. Yani gittikçe artıyor iltica talebinde buunanlar. Niye? Çünkü kuzey ülkeleri İsveç, Norveç, Danimarka iltica şartamelerini çok sıkılaştırdılar. Bu karikatür hadisesiyle de böylece bir taşla ikiden çok kuş vurmayı hedefliyorlar.
|