Prof. Dr. Lokman Aslan'dan Kapsamlı Açıklamalar
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, insan ile yaban hayvanı arasındaki etkileşimin biyogüvenlik açısından taşıdığı riskler üzerinde durdu.
Yaban Hayvanı Tanımının Yeniden Değerlendirilmesi
Toplumların yaşam alanlarının genişlemesi ve kırsal alanların hızla boşalması, yaban hayvanlarının doğal yaşam alanlarını baskı altına alıyor. Prof. Dr. Aslan, bu durumu değerlendirirken, "Yaban hayvanı" tanımının yalnızca insanlarla temas etmemiş türler için geçerli olduğunu vurguladı. Ayrıca, günümüzde teknolojik gelişmelerin, insanları hayvanlara karşı daha avantajlı kıldığını belirtti.
Artan İnsan-Hayvan Teması
Prof. Dr. Aslan, tarımın ilerlemesi ve kırsal nüfusun azalmasının ekolojik dengeleri bozan önemli faktörler olduğunu ifade etti. "Kırsal alanlarda geçmişte 100 hane kadar insan yaşarken; bugün bu sayı 20’ye düşmüş durumda. Bu durumdan en fazla etkilenen yaban hayvanları arasında domuzlar, kurtlar ve tilkiler yer alıyor. Özellikle şehirlerdeki vahşi depolama alanları, bu hayvanların insan yerleşimlerine daha da yaklaşmasına neden oluyor. Ortaya çıkan bu durum, bir tür coğrafi daralmanın ve birlikte yaşam alanlarının kesişiminin sonucudur," dedi.
Biyogüvenlik Tehlikesi
Aslan, insan ve hayvan sağlığı açısından büyük tehlikelere yol açabilecek bu durumun kontrol altına alınmasını gerektiğini vurguladı. "Ekosistem içinde yaban hayvanları ile evcil hayvanların karşılaşması, hastalıkların birbiriyle geçişine yol açarak biyogüvenlik risklerini artırabilir. Bu nedenle, acil tedbirler alınmalı, yaban hayvanlarının yerleşim alanlarına yönelmesine sebep olan nedenler ortadan kaldırılmalı ve doğal yaşam alanları korunmalıdır" şeklinde konuştu.
VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ (VAN YYÜ) YABAN HAYVANLARI KORUMA VE REHABİLİTASYON MERKEZİ MÜDÜRÜ PROF. DR. LOKMAN ASLAN, İNSANLARIN YAŞAM ALANLARININ GENİŞLEMESİ VE KIRSALIN HIZLA BOŞALMASININ YABAN HAYVANLARINI DOĞRUDAN ETKİLEDİĞİNİ BELİRTEREK, ARTAN İNSAN-HAYVAN TEMASININ BİYOGÜVENLİK AÇISINDAN CİDDİ RİSKLER OLUŞTURDUĞUNU SÖYLEDİ.